Medimagazin logo

Sağlık Bakanı: 36 saat değil, 24 saate varan bir çalışma süresini de insani bulmuyoruz

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada geçtiğimiz hafta nöbet çıkışında geçirdiği kazada hayatını kaybeden Dr. Rümeysa Berin Şen'e başsağlığı dileyerek, 36 saat değil 24 saate varan bir çalışma süresini de insani bulmadıklarını ifade etti.
Sağlık Bakanı: 36 saat değil, 24 saate varan bir çalışma süresini de insani bulmuyoruz
Abone Ol:
Medimagazin google abone ol

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün video konferans yöntemi ile düzenlenen Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından yazılı açıklamada bulunudu.

Koca, geçtiğimiz 23 Ekim'de nöbet çıkışında geçirdiği kazada hayatını kaybeden Dr. Rümeysa Berin Şen'e baş sağlığı dileyerek, 36 saat nöbet iddialarının doğru olmadığını, ancak bazı kliniklerde 36 saat nöbet tutulduğunu söyledi. Sözlerini "Biz değil 36 saat, 24 saate varan bir çalışma süresini de insani bulmuyoruz" şeklinde sürdüren Bakan Koca açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Aziz vatandaşlarım,
Değerli sağlık çalışanları,

Hepimizi derinden etkileyen bir olay yaşadık.

Dr. Rümeysa Şen, mesleğine, bütün zorluklarına rağmen bağlı, hayatının baharında bir arkadaşımızdı. Geçtiğimiz Cumartesi günü kendisini bir trafik kazasında kaybettik. Kaza dramatikti. Hepimizi sarstı.

Olay, Ankara Şehir Hastanesi’nde görev yapan bu gencecik hekimin nöbetini tamamlayıp, hastaneden ayrılmasından iki saat kadar sonra, evine dönerken meydana geldi.

Annesinin şöyle dediğini öğrendik: “Kahvaltıyı hazırlamıştım, onu bekliyorduk.” Bu acıyı bana en derinden hissettiren, anne yüreğinden gelen bu söz oldu.
Rümeysa o kahvaltı sofrasına oturamadı.

Dr. Rümeysa’lar kolay yetişmiyor.
Bir hekim binlerce insan arasından çıkıyor. Bir hekimin kaybı hepimiz için büyük kayıptır.

Böylesine dramatik bir olayın içimizde yol açtığı duyguları kelimeler ifade edemez. Sevgili Rümeysa’ya Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesinin, ablasız bir hayatı hayal bile edemeyen kız kardeşinin, çalışma arkadaşlarının başı sağ olsun. Sağlık camiamızın başı sağ olsun.

Dramatik olaylarda birtakım yanlış bilgilerin, kasıt bile söz konusu olmadan, doğru bilgilermiş gibi yayılması olağandır. Bir noktaya açıklık getirmek, konuyu ele almak istiyorum.

Bazı kliniklerde asistan hekimlerin 36 saat çalıştığı durumlar olduğu maalesef gerçektir. Dr. Rümeysa arkadaşımızın kazadan önce 36 saat çalıştığı şeklindeki bilgi ise yanlıştır. Arkadaşımız günlük mesainin ardından nöbet tutmuş, sabah hastaneden ayrılmıştır.

Olay özelinde doğru bilgi budur. Ama bu bilgi bizleri uzun çalışma saatleri gerçeğinden uzak tutmaz. Hemen belirtmek istiyorum ki, biz değil 36 saat, 24 saate varan bir çalışma süresini de insani bulmuyoruz. Sağlık Bakanı olarak bu netlikte konuşmamın dayanağını açıklayacağım.

Uzun mesailer, yoğun nöbetler asistan hekimlerimizin muzdarip olduğu eski bir sorundur. Bakanlığımızın uygulama ile ilgili yönetmeliği ise tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık. Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’nin 11. Maddesinde şu kural vardır: “Uzmanlık öğrencilerinin nöbet uygulaması üç günde birden daha sık olmayacak şekilde düzenlenir.”

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 41. Maddesinde “Gece nöbeti tutanlara ertesi gün görev verilmez.” denmektedir. Bu madde ve devamında, başhekimler dinlenme süreleri konusunda ayrıca hassas olmaya teşvik edilmektedir.

Biyolojik kapasitemizi zorlayacak çalışma süreleri kabul edilemez. Kaldı ki, hekimlik ancak dingin bir zihin ve ruh haliyle icra edilebilecek bir meslektir. Arada en az iki gün olmadan tutulan nöbet, sağlıklı bir uygulama olamaz. Fakat yönetmeliklere uymayan, çeşitli faktörlere dayalı uygulamalara gidilmektedir. Bunlara da değineceğim.

36 saatin, 24 saatin ne demek olduğunu asistan olduğum yıllardan ben de biliyorum. Benim hocalarım da aynı şekilde asistanlık yıllarında 24 saat, 36 saat ter dökmüşlerdi. Zamanla bu uygulamalara meslek disiplinin, hatta hekimlik özverisinin bir tür eğitimi gözüyle de bakılır olmuş. İhtiyaçlar, mecburiyetlere yol açmış…

2021 yılındayız. Değişmesi gereken, yapılması gereken çok şey var.
Öncelikle adil uygulamanın takipçisi olacağız
.

Sevindirici bir gelişmeyi yeri gelmişken paylaşmalıyım: Birçok Tıp Fakültesi, nöbetlerin yönetmeliğe uygun şekilde düzenlenmesi için harekete geçti. Tıp Fakültelerinden bir kısmının kendiliğinden aldığı bu karar inanıyorum ki yaygınlık kazanacak. Haftada ve ayda en çok kaç nöbet tutulacağı konusunda karar verici konumda olan başhekimler, hocalarımız, kıdemli uzmanlar aynı hassasiyeti gösterecekler.

Mesleğimizde hocalarımıza ve kıdemlilerimize saygı etik bir şarttır. Çünkü “tıp kitabı” okuyarak hekim olunmaz. Hekimlik, usta hekimlerin gözetiminde öğrenilir. Bu durum, doğal olarak bir ast üst ilişkisi oluşturur. Bu ilişkinin arkadaşça bir boyut kazanabildiğini tecrübelerimizle biliyoruz. Çalışma ortamının stresini azaltmak, çalışma sürelerinde ise gençlerin enerjisini biraz da geleceğe saklamak bu arkadaşça ilişkiye bağlı.

Nöbetler konusunda karar vericileri zorlayan realiteler, mecburiyetler olduğunu kabul ediyorum. Vereceğim bilgiler de bunu kanıtlıyor:

Türkiye’de toplam hekim sayısı 185.840, toplam hemşire sayısı 232.548’dir. Hekimlerin 101.198’i Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarda görevlidir. Toplam hekim sayısını ülke nüfusuna oranladığınızda bir hekime 457 kişi düşmektedir. 457 sayısı on yıl kadar önce 575’ti. Gelişme ne olursa olsun, bugün bir hekime 457 kişi düşüyor olması çok ağır bir iş yükü demektir.

Bakanlığım döneminde, uzman hekim ihtiyacını karşılamak amacıyla önemli bir adım atılmış, uzmanlık eğitimine başlayan hekim sayısı 7.000’den 11.000’e çıkarılmıştır. Sayıyı artırmak için nitelikli eğitim kliniklerinin sayısını artırma çabası içindeyiz.

Hekim başına düşen kişi sayısını makul düzeylere indirmemiz, çalışma sürelerini azaltmamız mesleğine girecek gençlerin önünü açmamıza da bağlıdır. Aile Hekimliği sisteminin güçlendirilmesi iyileştirme çabalarının bir parçasıdır.

Şiddet, başta hekimler olmak üzere, sağlık çalışanlarının hayati sorunlarından biridir. Fiziki veya sözlü saldırı dışında kalan kimi faktörlerin şiddetin görünmeyen bileşenleri arasında yer aldığını ise son derece iyi biliyorum.

Kabul edilemez bazı olaylara rağmen, halkımızın hekimlerine, tüm sağlık çalışanlarına öteden beri duyageldiği saygıyı duyduğuna inanıyorum, arkadaşlarımın da bundan kuşkusu olmamalıdır. Sağlık çalışanlarına, insani olmaktan tamamen uzak davranışları gösterenler, diğer ortamlarda da aynı yanlışların içinde olan kişilerdir. Bu kişilere karşı, yasanın gücüyle birlikte toplumun desteğine de ihtiyacımız var. Sağlık çalışanına şiddet uygulayanı dışlamak, toplumun bir erdemi olacaktır.

Salgın şartlarından uzaklaştıkça, çok yönlü iyileştirme için sağlam adımlar atacağız. Sağlık hizmetinden yararlanmanın ahlakını, usulünü, kuralını toplumca konuşacağız.
Bu toplum bu ahlakı kendisi üretmiş, yüceltmiştir.

Sağlık çalışanları acil sorunlar yanında ekonomik sorunları her ne kadar geri plana atmışsa da bu sorunlarla yakından ilgileniyorum. Hekimlerin özlük haklarını iyileştirme çalışmamızın kısa zaman zarfında sonuçlanması için gayret ediyorum. Ek ödemenin çalışanlarımız arasında hakkaniyetli bir şekilde dağılımını da sağlayacağız. Sabit ek ödemenin maaşa eklenmesini temin edeceğiz.

Atama bekleyen arkadaşlarımız var. Mesleğe adım atmak için sabır göstermenin zorluğunu anlıyorum. Beklentilerini ısrarla gündeme getirmelerini azimlerinin işareti kabul ediyorum. Milletimizin, devletimizin kendilerine ihtiyacı var. Atamaların mülakat olmadan puana göre yapılmasını sağlayacağız. Fakat unutulmamalı, devlet, kararlarını tüm hazırlıklarını tamamlayarak sonuçlandırır. Arkadaşlarımız, atamaların, şartların hazır olduğu en erken tarihte yapılacağından emin olsunlar.

Aziz vatandaşlarım,

Şimdi izninizle, Bilim Kurulu toplantısında ele alınan konularda varılan sonuçları maddeler halinde paylaşmak istiyorum:

1-İkinci doz aşı ile üçüncü doz aşı arasındaki sürenin uzatılması antikor düzeyini düşürmekte, aşının koruyuculuğunu azaltmaktadır. Bilim Kurulu, zamanı gelen üçüncü doz aşıların aksatılmadan yapılmasını ısrarla önermektedir. Dünkü verilere göre, 2.807.716 kişi, yaptırması gereken üçüncü doz aşısını henüz yaptırmamıştı.

2- 2019 yılına göre 2020 yılında hayatını kaybeden gebe sayısında yaklaşık yüzde 52’lik bir artış var. Bu yıl da seyir geçen yıla benzer sürüyor. Geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 50 daha fazla anne adayını Covid-19 sebebiyle kaybettik. Daha önce yaptığımız çağrıya rağmen maalesef halen gebelerde aşılanma oranı oldukça düşük. Kayıplarımızın arkasında en belirgin sorun gebelerin aşılanma oranının düşük olması. Covid-19 sebebiyle kaybettiğimiz gebelerin yüzde 99’u aşısızdır. Bilim Kurulumuz bir kez daha anne adaylarımızı aşı olmaya ve aşılarını tamamlamaya davet ediyor.

3- Aşının etkisini salgının seyrinde açıkça görebiliyoruz. Dikkat edecek olursanız haftalardır yüksek yeni vaka sayıları görüyoruz. Ancak önceki dönemlere kıyasla önemli bir fark var. Yeni vaka sayıları hızlı tırmanışlar şeklinde zirveler görmüyor. Günlük vaka sayılarımızı gösteren grafikler adeta tepesi kesilmiş bir dağ gibi yatayda seyrediyor. Belki önemli düşüşler henüz görmedik ancak dramatik ve ani yükselişler de görmüyoruz. İşte bunu sağlayan aşıdır.

4- Aşı sayesinde günlük vaka sayılarının kontrol edilemez şekilde artışı engellendi. Çok yakında günlük vaka sayılarının düştüğünü de göreceğimizi değerlendirdik. Bunu başarmanın yolu ise vakti gelen hatırlatma dozlarının yapılması ve topluca yüksek oranda aşılı olmaktır.

5- Yerli aşımız Turkovac’ın seri üretime geçmesi için gönüllülere ihtiyacı var. Hatırlatma dozunun zamanı gelen 18-59 yaş arası sağlıklı vatandaşlarımızı kendi aşımız, kendi gücümüz için gönüllü olmaya davet ediyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum."

Dr. Fahrettin Koca
T.C. Sağlık Bakanı

fahrettin koca
36 saat
nöbet
rümeysa berin şen
Yorum (15)
m.a.
Laboratuvar uzmanlarının ek ödeme Katsayı mağduriyetlerinin bir an önce düzeltilmesini ümit ediyoruz
69
Cevapla
recep
bakan bey yasal olarak da etikmolarak da yanlis bilgilendirme var dediklerinizde 1- 36 saat is kanununda yasak , insani bulunmadigi icin yasak ama siz o yasaga mudahale etmiuorsunuz 2- dr rumeysa nobwtinden 2 saat sonra kaz gecirdi doyorsunuz. yanlis bilhi. siz 128 saate kadar oduuorsuniz asistanlar isi bitene kadar cikmiykr. odeme cumartesi saat 8 de bitiyor ama asistan( heleki comez asistan) ustine oglene kadar hicbir ucret almadan calismak zorunda kaliyor. 3- sorunlara kendi gecmisinizden ornek vererek girmeyin lutfen, yasayi yoneticilere hatirlatin. is kanununu uygulayin. saglik hozmeti aksamasin diye ozveri istiuorsaniz comez asista in hastanede kdigi tum mesai disi saatleri sinirsiz odeyin.
57
Cevapla
Dr t
Hekimlerin büyük çoğunluğu bu yazıyı okuyunca acı acı gülümsemiştir.
88
Cevapla
Dr
İcraat bekliyoruz
58
Cevapla
EBRU
SN. bakan, Devlet hastanelerinde 5 dkda bir hasta bakan, ay sonunda eline ne kadar para geçeceğini bilmeyen uzman doktorları tükettiniz. Herkesi ya yurtdışına ya da özel sektöre mahkum ettiniz. 36 saat mesai uygulaması için, performans sistem denen saçma sistem için bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz? Yoksa sadece izleyecek misiniz bu beyin göçlerini? yapılacakar bellidir: 1. hekimlerin özlük hakları düzeltilmedilir, 7200 ek gösterge verilmelidir. 2-nöbet ertesi izin verilmelidir. 3-icap denen insanlık dışı uygulama ayda 7 günü geçmemelidir(Zira zaten o kadarlık ücreti ödüyorsunuz) 4.performans sistemi kaldırılmalı en az bir uzman hekim 20bin tl almalıdır. 4.kıdemlendikçe hekimlerin fiziki performansları azalmaktadır.Maaş artışında kıdem ve derece de göz önünde bulundurulmalıdır. 5. aylık 9 bin liraya bu kadar yıpratıcı bir iş yapılmaz. Kıdemli deneyimli doktorlar emekliliğe mahkum edilmemelidir. saygılarımla
135
Cevapla
Yorum Yaz
0/300