Medimagazin logo

Son SUT ve Sağlıkta Dönüşüm (yenilendi)

Ak Partinin birinci döneminde sağlıkta yaptığı işler hakikaten devrim niteliğindeydi. Bu hususta dost düşman herkes hemfikir. Özellikle Hastanelerin birleştirilmesi, serbest eczanelerden ilaç alımı, hastanelerde (Düzeltilmesi gereken yerleri olmakla beraber) döner sermaye uygulaması takdir edilecek işlerdi
Son SUT ve Sağlıkta Dönüşüm (yenilendi)
Abone Ol:
Medimagazin google abone ol
OKUYUCU KÖŞESİ:


Ak Partinin birinci döneminde sağlıkta yaptığı işler hakikaten devrim niteliğindeydi. Bu hususta dost düşman herkes hemfikir. Özellikle Hastanelerin birleştirilmesi, serbest eczanelerden ilaç alımı, hastanelerde (Düzeltilmesi gereken yerleri olmakla beraber) döner sermaye uygulaması takdir edilecek işlerdi. Ve bunun karşılığı da seçimlerde fazlasıyla alındı. Hastanelerde kuyruklar azaldı.

Muayenehanesi olan ancak yeterli kazanamayan doktor arkadaşlar muayenehanelerini kapattı. Muayenehaneleri kötü amaçlı kullanan kişiler yok denecek seviyeye indi. Tam gün çalışmaya başladılar. Bazıları da Ki bu rakam yaklaşık % 25 civarında hem hastanede hem de muayenehanelerinde çalışmaya devam ettiler. Aslında Part tıme yani yarım gün çalışan arkadaşlar da kesinlikle diğer arkadaşlardan daha az çalışmıyorlardı. Onlar da 16:00 a kadar poliklinik yapıyor, Nöbetlerini eksiksiz tutuyorlardı. Ancak diğer arkadaşlarıyla eşit çalışmalarına rağmen 1/3 oranında döner sermaye alıyorlardı. Bu kesinlikle haksız bir uygulama, hatta bazı arkadaşlar mahkemeye verdiler ve kazandılar. Ancak buna rağmen yine de sisteme razı olmuşlardı. Özel Hastaneler de özel hasta, devlet memuru hastası , ayrıca sevkli gelen hastalara, özel sigorta hastalarına bakarak gayet güzel kazanıyorlardı. Az doktor çalıştırıyorlardı. Az hasta bakıyorlardı ancak hastaya daha fazla zaman ayırıyorlar ve daha fazla ilgileniyorlardı, Özel ilgi bekleyen ve sağlığa ayıracak parası olan hastalar için de tatmin ediciydi. Vatandaş açısından da durum gayet güzeldi. Vatandaş sağlık ocaklarına, 2. basamak hastanelere rahatlıkla gidip muayene oluyordu.

Parası olan ve özel ilgi bekleyen hasta da Muayenehanelere gidebiliyordu.Hatta hastanemizde gece nöbetlerde bile birçok uzmanlık dalında nöbetçi bulabiliyordu. Hastanelerde poliklinik sayısı artmış, kuyruklar azalmış, randevular daha az zamanda verilmeye başlamıştı. Devletin de cebinden eskisine göre daha fazla para çıkmıştı. Ancak bu artış makul seviyelerdeydi. Bütçe bunu tolere edebiliyordu. Yani bu sistemden hem vatandaş, hem çalışanlar, hem özel sektör hem de devlet memnundu. Açıkçası o dönemde mutsuz çok kişi yoktu diyebilirim. Yapılması gereken bazı şeyler yok değildi tabii. Eski hastanelerin hem fiziki hem de tıbbi donanım açısından yenilenmesi gerekiyordu. Yeni ve tam donanımlı hastanelere de ihtiyaç vardı. Fakültelerin güçlendirilmesi, yeni fakültelerin açılması ve öğrenci sayılarını arttırılması gelecekte sıkıntı yaşamamamız için gerekliydi.

Ancak ne olduysa bir yıl önce adeta akıl tutulması oldu ve yapılan hatalarla sağlık sistemimiz allak bullak oldu.

Önce alt yapısı tam hazırlanmadan, denetim mekanizmaları oluşturulmadan, şehirlerin sağlık tesisi ihtiyacı hesaplanmadan ve sınır konulmadan Özel hastaneler serbest oldu. O şartlarda hakikaten karı çok gözüküyordu. Bunu gören özel sektör, sağlıktan anlayan, anlamayan(hatta biraz parası olan ,daha önce boya işi ile uğraşan insanlar bile(örneği var)) birçok kişi özel hastane açmaya başladı. Ancak bu hastaneler doktor bulmakta biraz zorlanacaklardı. Çünkü hekimler kendi işini bırakıp işçi olmak istemeyeceklerdi.

Ve bence ikinci ve en büyük hata TAM GÜN YASASI nın çıkartılacağının duyurulması ile yapıldı. Böylece devletten beklentisi azalan ve geleceğinden endişe eden hekimler ya istifa etti ya da emekli olarak her köşede açılan sağlık kuruluşlarını doldurmaya başladılar. Özel Hastaneler de yalvar yakar alamayacakları doktorları kolaylıkla yüksek ücretler vererek transfer ettiler. Kamu hastaneleri Aktif Hasta bakan kaliteli Klinisyen doktorlarını kaybetti. Hatta bazı hastanelerde bu oran %30-60 lara kadar çıktı.Örneğin bizim hastanemizde 11 dahiliyeciden 7 si gitti 4 kişi kaldık. Doğuda muayenehanesi olduğu için kalmaya devam eden Uzmanlar istifa edip batıda özel hastanelere gitti. Bir arkadaşım Urfa’nın küçük bir ilçesinde 10 yıldır Kadın Doğum Uzmanı olarak kalıyordu. Güzel de para kazanıyordu. O yüzden ayrılmayı düşünmüyordu. TAM GÜN YASASINI duyunca istifa etti. Adanada özel bir Tıp Merkezinde çalışmaya başladı. O ilçe de 10 yıllık Kadın Doğum Uzmanını kaybetti. Birçok insan şehir değiştirdi. Birçoğu da ne yapacağını bilemez halde endişeli bir bekleyiş içine girdi. Hastanelerde hasta sayısı azalmakla birlikte klinisyen doktor başına düşen hasta sayısı arttı. Poliklinik sayıları azalınca kuyruklar yeniden başladı. Örneğin 1 yıl önce 8 Dahiliye polikliniği çalıştırırken 4 polikliniğe indik. Aynı anda hem acil icapçısı, hem konsültan hekim, hem heyet doktoru, hem de poliklinik yapar hale geldik.

Bu arada bir hata daha yapıldı. 3. Basamak olan Üniversitelere de sevk zinciri kaldırıldı. Görevi araştırma ve eğitim olan Üniversitelerimiz 1. ve 2. basamakta kolaylıkla halledilebilecek hastalardan dolayı ağır hastaları kabul edemez hale geldiler. Bu dönemde ağır hastaları Fakülteye sevketmek imkansız hale geldi. Hatta çok komik ama maalesef doğru Üniversite hastanesi bize hasta sevketmeye başladı. Üniversitede yer olmadığından bana gelen birçok ağır hastayı 2. basamakta tedavi etmek zorunda kaldım.

Devletin hesapları tutmadı. Denetim mekanizmalarını yeterince kuramadı.

Önce harcamaları kısmak ve fatura incelemelerini kısmak için paket anlaşma getirildi. Bu yol bazı sorunları halletmekle beraber bazı sakıncaları da beraber getirdi. Özel hastaneler hastaya gerekli olan tahlilleri kısmaya ve hastanın tanısının gecikmesine sebep olacak uygulamalara geçtiler. Hatta bu durum kamu hastanelerinde de gözlenmeye başladı. Bu da hastaların sağlığıyla oynama anlamına geliyordu. Ancak vatandaş bunun farkında değildi.

Bu önlemlere rağmen devletin sağlık harcamaları beklenenin çok üzerine çıktı. Özel hastaneler hasta sayısını arttırmak, işlem sayısını arttırmak, ameliyat sayısını arttırmak için adeta yarışmaya girdiler. Daha önceki sistemde hiçbir hekimin yapmayacağı küçük benleri bile hemen ameliyata aldılar. (Örneğini bildiğim için yazıyorum. Hastamın birisinin gözünün üstünde ufak bir beni vardı . Başka bir nedenle gittiği özel hastanede o beni de da hemen alıvermişler.). Tabii burada bütün özel hastaneleri karalamak gibi bir niyetim yok. Dürüst çalışan arkadaşlarımı tenzih ederim. Ancak sistem çok işlem çok para üzerine kurulu.

Sonra devlet baktı ki olacak gibi değil. Önce Şubat Ayı yönetmeliklerini çıkardı. Ancak bazı maddeleri kanunlara aykırıydı. Ancak bile bile uygulamaya soktu.

Ve son SUT la tekrar geriye dönüş başladı. Özel hastanelerin önüne engeller çıkarılmaya başlandı. %30 fark artı bir de 10 YTL katkı payı ile hastaların önüne engeller konmaya başladı. Paket ücretleri düşürüldü. Yakında sevk zinciride uygulamaya geçecek. Böylece hasta sayıları da iyice azalacak

Şu andaki durum ne:
Özel hastaneler kara kara düşünüyor, batarmıyım diye
Özel hastanelerde çalışan doktorlar kara kara düşünüyor, maaşım azalacak mı, işsiz kalırmıyım diye
Özel hastanelerdeki personel ne zaman işten atılacağız diye düşünüyor,hatta bazıları atıldı bile. Şehrimizdeki bir özel hastane 80 çalışanını işten çıkardı.
Devlet hastanelerdeki doktorlar kara kara düşünüyor, gelecekte performansımız düşcek mi, alabilecekmiyiz endişesinde,
Muayenehanesi olan hekim kara kara düşünüyor , ekmek kapım ne zaman kapanacak diye. Yanında çalışanlar da ne zaman işsiz kalacağım diye düşünüyor.
Üniversitedeki Hocalar Özel muayene yapmazsam, elime geçen parayla çocuğumu iyi bir okulda okutabilirmiyim? Bir ev sahibi olabilir miyim ? düşüncesinde.
Bu insanların fikirlerini kendim kurgulamadım. Bizatihi, birebir görüştüğüm insanların düşünceleri olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.
Vatandaş şu anda katkı paylarına karşı acayip tepkili, yarın sevk zincirine veryansın edecekleri aşikar.

Peki bunun sebebi ne :
Biraz inat, biraz ben ne yapıyorsam doğrudur düşüncesi. İstişare kültürümüz yok. Yeterince araştırma yapılmadan, elimizdeki imkanlar araştırılmadan, çalışanların fikirlerine ehemmiyet verilmeden , onlara rağmen alınan kararlar aceleye getirilen kanunlar, yönetmelikler. Tüm doktorlar sanki hırsız, onlardan devlet, vatandaş kurtarılıyormuşçasına sergilenen davranışlar. Muayenehaneler vatandaştan para çalan mekanlar gibi lanse ediliyor. Halbu ki her hizmetin bir bedelinin olduğu unutuluyor. Vatandaş ucuz uygulamalardan tabiiki memnun olur. Mesela ekmekler bedava deyin. Vatandaş memnun olmaz mı? Sonra da fırınlara deyin ki arkadaş, ekmek paranı devlet karşılayacak, ekmek şu anda 350 kuruş ancak devletin imkanları kısıtlı sana ancak 150 kuruş verebilirim. Bu olacak bir şey mi? Vatandaş mutlu ama bunu bir de fırıncıya sor.

Sonra sık sık değiştirilen yönetmelikler, mevzuatlar, kanunlar. Daha senesi dolmadan bu kadar fikir değiştirilirse kimse size güvenemez. 1 yıl önce bütün vatandaşlar istedikleri yerlere gidebilir diyeceksiniz , sonra eskisinden de katı sevk zinciri uygulayacaksınız. Özel hastane açma , ruhsat için kurallar belirleyeceksiniz, 6 ay geçmeden birbirine zıt düzenlemeler getireceksiniz, Türkiyede enflasyon artarken sağlıkta fiyatları sürekli geriye çekeceksiniz. Sağlığı ucuzlatmaya çalışacaksınız. Sağlıkta ucuzluk insan hayatıyla oynamadır. Ucuz hizmet kalitesiz hizmettir. Bu davranışlar devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Bu alan yap boz tahtası değil.

Hekimler sağa sola savrulmaktan bıktı. Kimse kendisi için neyin doğru olduğunu bilmiyor. Özel hastaneye geçen şu andaki tercihim doğru ama yarın ne olacağımı ben de bilmiyorum diyor. Kamuda kalan huzursuz. Ve bu huzursuzluklar tam 1,5 yıldır tüm sağlık çalışanlarının evlerine kadar girmiş durumda. 1,5 yıldır sohbetlerde sağlık dışında başka şey konuşulmaz oldu. Rüyalarda bile sağlık sistemi…

Son bir eleştiri de Acillerle ilgili. Özel Hastanelere giden acil hastalardan fark alınamaması olayı. Başbakanımızın genelgesi. Görünürde çok güzel bir genelge. Hakikaten acil gelen hastaya paran var mı diye sormak çağdışı, insanlık dışı bir olay. Ancak vatandaş da uyanık. Gündüz poliklinikte fark verdiği için gece geliyor. Dolayısıyla acillerde gereksiz hastalar birikiyor. Yarın sevk zinciri uygulandığında aciller dolup taşacak. Gerçek acil hastaları sedyelerde beklerken ölürlerse şaşmamak lazım. Özel hastaneler prim usulü çalışıyorlar. Bazı branşlarda gece nöbetleri, serbest çalışan ve Part Tıme çalışan kamu doktorlarına tutturuluyordu. Gece gelen hastaya Uzman gerektiği zaman evden çağrılırdı. Makul bir farkla hasta uzman görürdü. Şimdi Uzman doktor gecenin 3 ünde kalkıp arabasıyla acile gelip hasta baktığı takdirde alacağı para benzin parasını karşılamayacak seviyede, sadece 5 YTL. Peki 5 YTL ye Uzman acile gelmek ister mi? 1-2 saat hastayla uğraşmak ister mi? Nitekim şehrimizde büyük bir özel hastane Uzman Branş nöbetlerine artık dışarıdan Uzman bulamıyor. Eskiden 24 saat Uzman vardı. Şimdi pratisyen çalıştırmak zorunda kalıyor.

Peki çözüm önerileri nedir:
1-Sağlığa ayrılan pay arttırılmalı OECD ortalaması yakalanmalı. Sağlık ucuzlatılmamalı.

2- Özel Hastanelerin fark olayı %30 la sınırlanılmamalı en azından polikliniklerde % 100 e çıkartılmalı. Yatan hastaya verilen SGK ücretleri arttırılmalı. Böylece özel hastaneler sadece poliklinik hizmeti veren yerler olmaktan çıkartılmalı.

Vatandaşın istediği hastaneyi seçme özgürlüğü var. İster ücretsiz olan devlet hastanesini seçer, İster fark verip Özele gider. İsterse fark almayan Tıp Merkezine gider. İsterse de Özel ilgi alaka görmek istediği muayenehanesi olan hekime gider. Bu hususta seçme hakkı vatandaşa verilmelidir.

3-Sevk zinciri sadece 3. basamak tedavi hizmetlerine konmalı. Çünkü aile hekimi bu kadar hastayı muayene edemez. 3. basamakta da paket uygulama değil işlem başına ücret modeline geçilmeli. Hatta Genel bütçeden de desteklenmeli. Çünkü buralarda hastaların ileri ve pahalı tetkiklerle tanılarının konması gerekmektedir.

Ayrıca sırası geldiği için belirtmek istiyorum. Sevk zinciri başlarsa yeni bir rüşvet kapısı aralanacak. Daha şimdiden bir çok özel hastane sahibi aile hekimlerine maaş (rüşvet) bağlayıp hastaları kendilerine sevketmesi için plan yapıyorlar. Bunu hangi özel hastane sahibiyle konuştuysam aynı şeyi söylüyorlar. Buna mecbur olacaklarını ifade ediyorlar.

4-Tam gün yasası kesinlikle gündemden düşürülmeli. Tam günü çıkartmak vatan borcu değil. Tam gün çıkartılmadan da sağlıkta sistem işler. Hatta bence sistem daha da iyi çalışır. Hekimlerin mesai saatleri dışında ek iş yapabilmelerinin önü kapatılmamalı. Tam gün çalışma cazip olursa zaten hekim muayenehaneyi çekmek istemez kendi isteğiyle kapatır. Ayrıca muayenehanelerin yaşaması gerektiğine inanıyorum. Mesai dışı zamanlarda hasta istediği bir doktora ulaşabilmeli. Özellikle bu yıl ki bayram tatilinde bu sıkıntıyı o kadar aşikar gördüm ki, Hastalar ortada kaldı. Muayenehanesini kötü amaçlı kullanan varsa ki şu anda bunun çok çok azaldığına inanıyorum, bunlar adi suçlar kapsamında görülmeli, adliyeye bırakılmalı. Herkes zan altında bırakılmamalı. Her meslekte kötülerin olabileceği göz önüne alınmalı. Ayrıca muayenehanesi olan hekim full tıme çalışandan kesinlikle daha az çalışmıyor. İsteyene son bir yıllık kendi puanlarımı ve full tıme çalışan arkadaşlarımın puanlarını gönderebilirim. Muayenehane hekimi hastasını tutabilmek için hem daha fazla çalışıyor. Hem de daha fazla ilgi alaka göstermek zorunda. Hafta sonları, tatillerde, mesai dışında sürekli hastasının yanında. Full Tıme çalışan arkadaşlarım kızmasınlar. Onlar da bu sağlık sisteminde gereğinden fazla mesai yapıyorlar zaten.

5- Hekimlerin maaşları arttırılmalı, en azından bir hakim seviyesine çıkartılmalı ve emekliliğe yansıtılmalı. Hakim bir örnek. Yoksa onlara çok veriliyor demiyorum. Ancak Eğitimde geçen süreler göz önüne alındığında hekimlerin bunu hak ettiğini düşünüyorum. Nöbet ücretleri arttırılmalı ve genel bütçeden karşılanmalı. Nöbet sonrası izin kullandığı zaman alacağı performans düşmemeli. Bazı uyanık doktorlar arkadaşlarım da nöbetten kaçmamalı.

6-Performans dağıtımında adaletli olunmalı. Katsayı uygulaması yeniden gözden geçirilmeli. Çalışan kaç puan aldıysa onun karşılığı kadar para alabilmeli. Yoksa benim gibi hastane ortalamasının 2 katı puan toplayıp hastane ortalamasının altında kalan aynı branştaki meslektaşımın yarısından daha az döner sermaye almanın adaletli olmadığını herkes biliyor. Muayenehane kapatmak için adalet feda edilmez.

7. Üniversite Hocalarının özel muayenesi mesai dışına taşınarak devam ettirilmeli. Mesai saatinde normal vatandaş hocaya ulaşabilmeli. Alınan ücret makul seviyede tutulmalı. Ancak % olarak eline geçen para arttırılmalı. Bildiğim kadarıyla özel muayeneden doktorun eline çok az para geçiyor. Çoğunluğu Fakülteye kalıyor.

8.Kamu hastanelerinin ve Üniversite Hastanelerinin fiziki ve tıbbi donanım eksiklikleri hızla giderilmeli, Özellerle rekabet eder hale getirilmeli.

9. İhtiyaç belirlenmeden plansız hastane açılmasına kesinlikle müsaade edilmemeli

10. Yurtdışı doktor transferi düşünülmemeli. Bunun yerine Üniversite kapılarında bekleyen gençlerimiz düşünülmeli. Uzun bir süreç olacak ama daha doğru olacaktır. Tıp fakültelerinin kontenjanının arttırılması güzel bir uygulama. Ancak burada yetişecek öğrencilerde kalite korunmalı.

11. Aile hekimliği hakkında bu saatten sonra bir şey söylemek zor. 2 haftalık kursla aile hekimi olunabilir mi bilmiyorum. Ancak model aldığımız ülkeler iyi incelenmeli. Şu anda İngiltere de sağlık sistemi çökmüş durumda. Orda yaşayan arkadaşlarımdan, gelen hastalarımdan duyduğum şeyler inanılmaz. Acilde 8- 10 saat kuyruk beklemek normal deniyor, bir beyin cerrahisi muayenesi için 6 ay gün veriliyormuş. Bu iki örneği arkadaşım izne geldiğinde anlattı. Hatta bu durumu sağlık bakanlığına yazmasını önerdim. Zaten İngilizler doktor olmak istemiyorlar. Kazanç az olduğu için Pakistanlı, Hindistanlı doktorlar daha ağırlıkta, ayrıca aile hekimliği hiç beğenilmiyor, aile hekimi kolay kolay sevketmediği gibi bilgi ve becerisi de yetersizmiş. Ben gidip görmedim. Bunlar Oralarda yaşayan türk vatandaşlarının görüşleri. İnşaalah biz de onlara benzemeyiz.

Tekrar belirtmek istiyorum. Bu yazdıklarım çıkar gözetmeksizin objektif olarak yazdığıma inanıyorum. Amacım kimseyi kırmak , hakaret etmek, emeğini küçültmek değil. Sonuçta aynı gemide yolculuk yapıyoruz. Batarsa hepimiz batarız.

Bu çözümlerin hem Hekimleri, hem Özel hastaneleri, hem vatandaşı, hem de devleti mutlu edeceğine inanıyorum. Saygılarımla


Dr.Mustafa ÇEVİK

......................


`Son SUT ve Sağlıkta Dönüşüm` Ingiltere ile kismina bir yorum

Oncelikle sunu soylemek isterim, Yazıyı yazan arkadasimiz iyi bir inceleme yapmis ve guzel sonuclar cikarmisa benziyor. Turkiye ile ilgili analizlere karsi herhangi bir yorum yapmam dogru olmayabilir ancak Ingiltere ile ilgili kismini okuyunca bir karsilik yazma geregi duydum, Ingiltere`de 6 yili askindir calisan bir doktor olarak!
Amacim hem bir yanlis anlamayi duzeltmek hem de bilgilendirmektir, elestirmek degil.

Oncelikle Ingiltere de çökmüş diye nitelendirilmis saglik sistemi aslinda dunyada belki esine az rastlanacak kadar oturmus ve cok sosyal bir saglik sistemidir. Burada ornegin ortopedi ameliyati olmus bir hasta, ancak evlerindeki sartlar onun yeni fonksiyon haline uygun hale getirilmisse evine gonderilir. Bunun icin gorevli kurumlar vardir (Occupational Health), bunu denetler, evine kadar hastayi goturup, orada hastayi gozlemler. Eger evindeki sartlar bu yeni fonksiyon haline uygun degilse hasta, hastaneden taburcu edilmez .

Buradaki acillerde kodlama sistemi vardir ve hastanin aciliyetine belli bir renkle kodlanir. Gercek acil hastalar hic beklemeden aninda resusitasyon odasina alinarak tani ve tedavilerine baslanir. Daha az acil olan, yuruyerek gelen hastalar, elbette biraz daha beklerler. Onun disindaki her tur poliklinik olayinda, randevu sistemi vardir ve her hastaya gunu mektupla bildirilir.

8-10 saat bekleme suresi tarihe karisan bir olaydir (son 4-5 senedir). Gelen hastalarin %90`nindan fazlasi, en fazla 4 saat icinde gorulup ilk tani ve tedavileri yapilip acili terkederler, ya baska bolume transfer olur ya da tedavileri bitmis bir sekilde evlerine yollanirlar . Hedef bunu %100`e cikarmaktir.

Birakin beyin cerrahisi icin 6 ay sonraya gun almayi, su anda en rutin elektif –acil olmayan ameliyatlar bile 1-2 ay icinde yapiliyor. Buradaki protokollerde, acil kabul edilen hastaliklar ise 1-2 gun ile sinirlidir.

Buradaki doktorlarin cogunlugunun yabanci olmasinin bana gore asil nedeni, yabancilara karsi acik olmalaridir. Bunun icin standart bir sinav maratonu vardir (IELTS-Ingilizce, PLAB-1, Plab-2). Bu sinavlari herkes alabilir ve bunlari gecenlerin burada doktor olarak calisma hakki olur.

Doktorluk, evet uzun bir yol ama burada doktor olarak calisabilmek hic de kolay degil, bu hem Ingilizler icin hem de yabancilar icin oyle, yabancilara biraz daha zor olsa da. Doktorlar burada sadece sistemde kalabilmek, is bulabilmek icin devamli sinav, kurs, calisma, sunum ve yayin yapmak zorundadir ve bunlar bile bazen yetmeyebilir. Bizim ulkemizde doktorlardan cok iyi olanlar vardir ama buradaki her doktorun belli bir standardi vardir.

Aile hekimleri burada, degisik background(gecmis) den gelen kisilerdir; dahiliye, cerrahi, cocuk. Direk aile hekimligi egitimine baslayan sayisi daha azdir. Ve bunun ustune 2-3 yil aile hekimligi egitimi gorurler. Dolayisiyla, cok yetersiz olmalari asil konu degil bence Turkiye`deki anlayis tarzina gore farkli bir sistem olmasidir..Doktor olarak, ben de hastaneye hasta olarak gitsem, bekleme suresince beklerim ve benim de surasi soyle olsa dedigim seyler vardir.

Evet, Turkiye`de belki bazi seyler saglik sisteminde biraz daha hizli ama buradaki kadar denetlenen ve her kurumun diger kuruma karsi sorumlulugu bu kadar olan bir sistem degil. Elbette bu sistem de mukemmel demek dogru degilse de cok oturmus ve her zaman uzerinde yeni degisiklikler planlanan bir sistemdir.

Saygilarimla

Dr L Bayam
Clinical Research Fellow
Orthopaedics
UK
son
sut
ve
sağlıkta
dönüşüm
(yenilendi)
Bu habere ilk yorumu siz yapabilirsiniz...
Yorum Yaz
0/300

Bu haberler de ilginizi çekebilir