Medimagazin logo

Tıp fakülten yoksa derdin var!

Bekir S. Gür'ün STAR'daki yazısı...
Tıp fakülten yoksa derdin var!
Abone Ol:
Medimagazin google abone ol

Türkiye’de tıp eğitimine ve tıp fakültelerinin üniversite içindeki konumuna ilişkin tartışılmayı hak eden ciddi sorunlar var. Ancak tıp fakülteleri, tıp fakültesi kökenli olmayan kişilerin kolay kolay tartışmaya müdahil olabileceği bir alan değil. Sözgelimi, eğitim veya fen-edebiyat fakülteleri hakkında bir karar alınırken, birçok farklı alandan gelen kişiler konuya ilişkin kanaatlerini rahatlıkla belirtirler. Aynı şey, tıp fakülteleri için söz konusu değil. (Belli bir ölçüde, hukuk ve mühendislik için de durum böyledir.)

Özerklik

Tabii ki şu savunulabilir: Belli bir disipline ilişkin kararların o disipline ilişkin akademisyenler/meslektaşlar tarafından alınması, akademik özgürlüğün veya özerkliğin ruhuna uygundur. Bu, bir ölçüde doğrudur. Ancak konu, sadece akademik bir mesele değildir. Özellikle tıp fakültesi gibi topluma doğrudan hizmet üreten ve kendisinden beklentilerin yüksek olduğu bir alanda politikaların, sadece meslektaşların sorumluluğuna bırakılmasının ciddi sakıncaları var.

Sözgelimi, neredeyse planlı kalkınmaya başladığımız 1960’lı yıllardan itibaren, Türkiye’de ciddi bir doktor açığı olduğu ve bu açığın kapatılması için bazı adımların atılmasına ihtiyaç olduğu bilinmektedir. Daha önemlisi, mevcut nüfus eğilimleri dikkate alındığında, bu açığın kapatılması için acil politika tedbirleri alınması gerektiği halde, tıp fakülteleri doktor açığının kapatılması adına on yıllar boyunca köklü bir adım atmamışlardır.

Daha kötüsü, tıp fakültelerinin çoğu, doktor açığının kapatılmasının en kestirme yolu olan tıp fakültelerindeki kontenjan yani öğrenci sayılarını artırmaya karşı çıkmışlardır. Oysa Dünya Bankası 2010 verilerine göre, Türkiye’de bin kişi başına düşen doktor sayısı 1.5 olduğu halde; bu sayı, Yunanistan’da 6.2, Almanya’da 3.7, İsrail 3.7, Fransa’da 3.4, İngiltere’de 2.7 ve ABD’de 2.4’dir. (2011 verilerine göre, Türkiye’de bu sayı, 1.7’ye yükselmiştir.)

Neyse ki, Sağlık Bakanlığının talepleri doğrultusunda YÖK’ün özellikle 2008 sonrasında kontenjanları artırma politikası sonucunda, önümüzdeki yıllardan itibaren Türkiye’nin doktor sayısı hızla artacak ve 2023 yılına gelindiğinde doktor açığı önemli ölçüde kapatılmış olacaktır.

Korkular

Kontenjanların artırılmasına ilişkin en temel eleştiri, çalışma alanı insan hayatı olan tıp eğitiminin özel ve nitelikli bir eğitim gerektirdiği ve dolayısıyla kontenjanları önemli ölçüde artırmanın nitelikli doktor yetiştirmeye olumsuz etkisi olacağıdır. Bu eleştiri, özünde doğrudur ancak eksiktir. Eksik olmasının nedeni, Türkiye gibi gelişen ve büyük bir doktor açığı olan ülkede kontenjan artırmaya karşı çıkmanın artık sürdürülebilir bir politika seçeneği olmamasıdır. 

Şunu da ifade edelim ki, 1980’li yılların başında da, yani Türkiye’de bin kişi başına 0.7 doktor düşerken, yeni açılan tıp fakülteleri ve kontenjan artırımları dolayısıyla sonraki yıllarda niteliksiz doktorlar yetişeceğini yönünde korkular dile getirilmiştir. İlginçtir, bu korkuyu dile getirenlerden birisi, tıp doktoru olmayan ve o dönemde YÖK üzerine bir değerlendirme yazan Mete Tunçay’dır. Ancak, bugünden geriye dönük bakıldığında bu korkuların, yersiz olduğu görülmektedir. Çünkü 1980 sonrası yetişen doktorların 1980’den önce yetişen doktorlardan daha az nitelikli olduğuna ilişkin elimizde hiçbir ciddi veri yoktur. 

Özellikle köklü tıp fakülteleri öteden beri öğrenci sayısını artırmaya karşı çıkmak yerine, artan öğrenci sayısına mukabil, bugüne kadar yeni bina, laboratuvar ve hastane talep etmiş olsaydılar, bugüne değin hem toplumsal talep daha çok karşılanmış olacak hem de niteliği gözeten bir yaklaşım benimsenmiş olacaktı. Özetle, bugün yetişen hekim adaylarının da nitelikleri konusuna ilişkin korkulara teslim olmak yerine, varsa niteliğe ilişkin kaygıların giderilmesi için politika tedbirleri geliştirilmeli ve Türkiye’nin nitelikli doktor ihtiyacı kapatılmalıdır.

Sonraki yazıda, bir üniversitede tıp fakültesinin varlığının oluşturduğu etkileri değerlendireceğim.

tıp
fakülten
yoksa
derdin
var!
Yorum (4)
A.K.
Yaw kaliteymiş falan boş laf bunlar.Sayın başvekilin çıkarlarına hizmet etsin yeter...
0
Cevapla
aydin sinal
17 Aralika kadar her vatandas gibi benimde"cikmayan candan ümit kesilmez" diye icimde bir nebze ümit,ideal vardir,gerek askerin,ihtilalin,gerekse gecmis hükümetlerin yaptigi yolsuzluk,kayirmalar sebebiyle Türkiyeyi terk etmek mecburiyetinde kalan ve dünya görüsüme ters olan bu hükümeti kerhende destekleyen bendenizin 17 Araliktan itibaren bütün görüsüm ve durusum degisti,hele "yavuz hirsiz ev sahibinden baskin cikar"lafini dogruluyan davranislar Almanya medyasinda günlük Türkiye hakkinda rutin negatif haberler oldu ,Türkiyede yapilan herseyin Türkiyenin cikarlari icin degil secim yatirimlari oldugunu,bu hükümetinde gecmis hükümetlere rahmet okutacak yolsuzluklar icinde debelendigini görünce saglik politikalarininda FOS oldugu vatandasa faydadan cok ,bilgi ve etikten yoksun yarim yetismis hekimlerin zarari dokunacagini anlamistim,ama belki...diye icimde bir his vardi(sagdece saglik alaninda),O histe söndü,ülkeye El-Fatiha....
0
Cevapla
galile
istanbul'daki diğer köklü üniversiteler (Boğaziçi,İTÜ,Yıldız vs) niye tıp fakültesi açmayı düşünmedi. İstanbul'daki köklü üniversitelerin açacakları tıp özellikle Boğaziçi oldukça populer olur, İ:Ü'nün kadro şişkinliğini azaltırdı. Olmadık ile tıp fakültesi açmak yerine İstanbul'da açılacak kamu tıp fakültesi gelişmeye uygundu. Ankara'da Gazi örneği... Bu üniversiteler, tıp açılırsa erk gücü rektçrlük bizden çıkar korkusu hakimdi. Bu arada Marmara, kendini İstanbul'daki Hacettepe havasında gördü. İ.Ü ile yıldızı barışmadı. Tıpçı rektör seçemedi. İktisatçıların gölgesinde kaldı. Kendilerine çakma Harvard'dan apartma 'Marvard' dediler. Gecekondu binası genişlemedi. Şimdi Sağlık Bakanlığına bağlı üniversite oldular!! Tıpkı Ordu, Giresun, Sakarya gibi... Fransa'da fazla tıp açılmaz açılırsa Paris üniversitesine bağlı açılır ve numaralandırılırlar ...
0
Cevapla
A.K.
Aydın Bey biz Yasin okumaya başladık da adamlar öldüklerini bir türlü kabullenmiyorlar ....
0
Cevapla
Yorum Yaz
0/300

Bu haberler de ilginizi çekebilir