Medimagazin logo

Tez yazım sektörü patladı...En fazla parayı tıp tezlerinden alıyorlar

Akademik danışmanlık, bitirme projesi danışmanlığı, tez danışmanlığı... İsimleri farklı olsa da yaptıkları iş aynı: Parayla tez yazmak veya ödev ve proje hazırlamak...En pahalısı da TIP
Tez yazım sektörü patladı...En fazla parayı tıp tezlerinden alıyorlar
Kaynak: HABERTÜRK
Abone Ol:
Medimagazin google abone ol

Gazete Habertürk'ten Yusuf Doğan'nı haberine göre kayıt dışı olduğu için büyüklüğü tam olarak bilinmese de sürekli artan özel üniversitesayısı ve mezuniyet için tez yazma zorunluluğu, sektörü günden güne büyütüyor. Özellikle özel üniversitelerin etrafındaki kırtasiyeler ve fotokopi merkezleri bu işin merkeziyken, sektör artık internet ortamına kaymış durumda.

Habertürk, üniversitelerde tez yazımı, ödev ve proje hazırlanması konusunda hizmet verdiğini duyuran yüzlerce siteden 3'üyle bağlantıya geçerek sektörü araştırdı. e-posta aracılığıyla iletişim kurduğumuz 3 site de 1 saat içinde dönüş yaptı. Kendilerini "tez danışmanlığı şirketi" olarak tanımlayan kişiler, ilk etapta yüz yüze görüşme talebimizi reddedip tezin aşama aşama mail aracılığıyla tamamlanacağını, gerekirse son aşamada yüz yüze görüşebileceklerini söyledi.

AKADEMİSYENLER DE VAR

"Yeni Medya Bağlamında Türkiye'de Yazılı Basın" konulu, 80 sayfalık gazetecilik yüksek lisans tezi yazdırmak istediğimizi söylediğimiz "tez danışmanı", alanlarına göre özel bir ekipleri ve veri tabanları olduğunu, çalışma gruplarında akademisyenler de bulunduğunu ifade etti. Ardından, veri tabanı taraması yapacağını ve detayları görüşmek için arayacağını bildirdi.

Yaklaşık 1 saat sonra arayan tez danışmanı, tezin 2 ayda teslim edilebileceğini, 3 aşamada yazılacağını, bedelinin sayfa başı 40 TL'den olmak üzere 3 bin 200 TL olduğunu kaydetti. Görüştüğümüz ikinci siteden diğer tez danışmanı da benzer bir süreçten sonra aynı tezi 3 bin TL'ye yazabileceklerini belirtti. 3'üncü tez danışmanlığı sitesi ise tutarın ortalama 2 bin 750 TL olduğunu, yazım süresi boyunca fiyatın bir miktar artabileceğini hatırlattı.

Bu aşamadan sonra ise bu merkezlerin indirim mesajları gelmeye başladı. Sadece görüşüp fiyat sorduğumuz bir başka yer ise fiyatı pahalı bulduğumuzu söylediğimizde, normalde tez yazdırmanın yasak olduğunu, kendilerinin yasal olan tez danışmanlığı hizmeti verdiğini ve bunun için de fatura keseceklerini, indirim yapamayacaklarını dile getirdi.

FİYATI NELER ETKİLİYOR?

Görüştüğümüz kişiler ve internet sitelerine göre tezlerin sayfa fiyatı konusuna ve kapsamına göre değişmekle birlikte lisans için 15 TL, yüksek lisans için 30 TL'den başlıyor. Lisans tezleri ortalama 2-3 bin TL. Yüksek lisansta fiyat 3-101 bin TL arasında değişebiliyor. Doktora ve doçentlik tezlerinde ise 5-20 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.

Tezin son fiyatını etkileyen unsurlar arasında, anket çalışması, çeviri, yabancı kaynak kullanımı ve teslim süresi bulunuyor. Son fiyatı pazarlık yeteneğiniz belirliyor. Sözel bölümler için tezler, sayısal bölümlere göre biraz daha ucuz yazılabiliyor. En pahalı tezler ise zorluğu ve uzun zaman alması nedeniyle tıp bölümündeki tezler oluyor. Tez yazan kişiler, her bölümden öğrenci geldiğini söylüyor.

Açık kimliğinin yazılmasını ve fotoğraf çekilmesini istemeyen C.D., sistemin nasıl işlediğini muhabirimize anlattı.

EN PAHALISI TIP

- En pahalıları tıp, ardından matematik ve hukuk geliyor. Sosyal bilimlerde fiyat düşüyor.

- Sayfa fiyatı: 15-40 TL. arasında değişebiliyor.

- Lisans tezi: 2-3 bin TL

- Yüksek lisans tezi: 3-10 bin TL

- Doktora tezi: 5-20 bin TL

- Öğrencinin yazdığı tezi okulun tez formatına göre düzenleme: (Sayfa başı 2 TL sözel, 4 TL sayısal)

- Normal çevirinin sayfası 4 TL, akademik çevirinin 6 TL, Osmanlıca çevirinin 7-8 TL

'OFİS OLUNCA İNSANLAR GÜVENİYOR'

Kendilerini tez danışmanlığı şirketi olarak tanıtan yerlerin dışında, bu işi, kendisini bir büroya bağlı olarak gösteren ancak bireysel olarak yapanlar da var. C.D. de bunlardan biri. Sosyoloji bölümü mezunu ancak işsiz olan C.D. ile özel bir üniversitenin yakınındaki bir kafede buluştuk.

"Bu işi bir süre kendi başıma yapmaya çalıştım" diyen C.D., şunları söyledi: "Bir mütercimtercümanlık bürosunda proje ve tez hazırlandığını öğrenince, onlarla görüşüp burada çalışmaya başladım. Bireysel olarak gelenler olduğu gibi sınıf halinde gelenler de oluyor. Genellikle çizim yaptırıyorlar. Fiyat, yoğunluğuma göre değişiyor.

Beni aşan, başkalarına yaptırmak zorunda olduğum kısımlar olursa fiyat artıyor. 'Kağıt, ciltleme, baskı hizmeti' adı altında fatura veriliyor. Çalıştığım yer mütercim tercümanlık bürosu. Ama genelde bu iş için kurulmuş yerler oluyor. Tezleri akademisyenlerin yazdığını söylese de bürolarda çalışanlar genelde öğrenciler ve ya sürekli olarak bu işi yapan kişilerdir.

Çalıştığım büro sadece bu işten ayda 50-60 bin TL kazanıyor." İstanbul dışında diğer kentlerin de düşünüldüğünde pazarın milyonlarca liralık bir pazar olduğunu kaydeden C.D., hangi bölümlerin tezlerinin zor olduğunu ve ya yazılamadığı yönündeki sorumuzu ise "Birçok alandan insanlar olduğu için yapılmayan ödev ya da tez görmedim. Sen bana parayı ver, istediğin ödevi istediğin dilde hazırlatabilirim" diye yanıtlıyor.

'DURUMA KİMSE BAKMIYOR'

Tez yazım merkezlerinden en çok şikayet edenler ise akademisyenler. Özel bir üniversitede dekan yardımcılığı yapan bir öğretim üyesi, konuyla ilgili şikayetini "Bu bir sektör oldu ve biz akademisyenler de üniversiteler de farkında ancak kimse bir şey yapmıyor. Herkes eğitim kalitesinin düştüğünden şikayetçi ancak bu düşük kalitenin mezunlarının durumuna kimse bakmıyor.

Herkes, 'Bitirsin gitsin' diyor. Onlar doktor oluyor, onlar avukat oluyor. Sonuç ortada" sözleriyle dile getiriyor. Öte yandan bir de tez yazdırmaya çalışırken para kaptıranlar var. Forum sitelerinde ve sözlüklerde, internette numarasını görüp arayarak anlaştığı kişiye bir miktar para gönderen ancak bir daha ulaşamayan, YÖK'ün sitesindeki tezleri kopyalayıp yeni tez gibi teslim eden kişilerle ilgili çok sayıda şikayet bulunuyor.

tez
tıp
Yorum (8)
hasan ekim
Ben bu konuyu anlayamadım. Tez tıpta birçok hastayı en azından 2 yılı aşkın süre ileriye yönelik değerlendirip (ameliyat notunu, muayenesini, biyokimya, patoloji ve diğer laboratuvar tetkiklerini vs) hocanınnezareti doğrultusunda eksikliklerin giderilmesi ve konuyla ilgili yerli ve yabancı kaynaklarla karşılaştırılarak bir sonuca vararak siyah ciltli kitap haline getirilmesiyle sona eren yoğun bir emek eseridir. Tezi hazırlayan bu süre içinde teorik ve pratik bilgide alarak tez hazırladığı alanda deneyim sahibi olur. Eskiden biz daktiloda yazardık, şimdi bilgisayarla da yazma işi basit, ciltleme de çok olsa 50 TL tutar. Bu astronomik rakamları ben anlayamadım. Bir asistanın el yazmalarını bastırmak bu kadar tutar mı? Yoksa altta bir hinlik mi var bilemiyorum.
10
Cevapla
Osman D
Şarlatanlığa bak: "Tez danışmanıymış!!!??" Ben, öğretim üyesiyim. Konu çok teknik olduğu için, başka bir bölümdeki asistanın tezinin danışmanlığını bile kolay kolay yapamam, beceremem. Sen doktor bile değilken, neyin danışmanlığını yapıyorsun? Size gerçeğini söyleyeyim: Bu danışmanlık felan hikaye. Yapılan iş apaçık sahtekarlık. Sorun, tıpta işin teoriği ile pratiğinin biribirini tutmamasından kaynaklanıyor asıl. İşin teoriğinde yapılan ihtisas işi aslında bir doktora çalışması. Akademik hayatın ilk adımı. Tıp dışındaki birçok fakültelerde bu böyle. Ancak, gelin görün ki, tıpta işin ticari ve uygulamadaki bir boyutu var. Doktorumuz ihtisas yapıyor, aslında doktora yapıyor. Ancak, akademisyenliği kesinlikle düşünmüyor. (Düşünse bile tıpta bu kadar doktora yapan kişiye sonraki aşamalarda yrd.doç. gibi akademik kadro yok.) Bu nedenle, istisas yani doktora yapanların çoğu aslında sağlık bakanlığında ya da özel sektörde uzmanlık yapmak için bunu yapıyor. Aslında hiçbir akademik hedefi yok. Öyle olunca, kişilere aslında bilimsel makale yazmanın ilk adımı olması gereken bilimsel tez yazma ve tartışma da bir angarya haline geliyor. Zaten bu konuya bir ilgisi de olmayan değerli asistanlarımız, sırtlarındaki bu yükten yan yollara saparak, böyle üçkağıtçılıkla kurtulmaya, başarındaki bu formaliteyi savmaya bakıyorlar. Bu işler de böyle doğuyor. Aslında yapılan sonuna dek üçkağıtçılık ve kandırmaca. Midenin kaldıracağı gibi değil. Adamlar, bu işin kurdu olmuşlar. Kendilerine bir asistan tez yazdırmak için geldiğinde, aslında onlara hiçbir veri felan getirmiyor. Bu adamlar, hayali sayıdaki hasta ya da hayali deney hayvanları üzerinde hayali çalışmalar veya deneyler uyduruyorlar. Tamamen masa başında bir tez uydurarak yazıyorlar. Asistan da yazılan bu tezi şöyle iki kez okuduktan sonra, götürüp hocasına veriyor. O da hastalarından, günlük çalışmalarından, varsa muayenehanesinden (şimdi pek de kalmadı ya) kalan bir vaktinde şöyle bir göz atıyor. Zaten 4-5 yıl sekreter ve pansuman elemanı gibi kullandığı, aslında doktora teoriği konusunda pek de birşey vermediğini pekala bildiği asistanı başından göndermek için bu uyduruk yazıyı tez diye kabul ediyor ve asistanın ihtisasını, yani doktorasını kabul edip onu uzman yapıyor. Özetle, yapılan bir üç kağıtçılıktan da öte tam bir felaket. Sadece bu hayali metinleri yazanlar değil, onu para karşılığı yazdıran asistanlar, bunları tez diye kabul eden hocalar da bir o kadar, hatta daha fazla oranda suçlu. Kandırılan ise devlet, yani YÖK ve Üniversitelerarası kurul, bu tezleri daha sonraki aşamalarda kaynak olarak kullanacak olan gerçek araştırmacılar, doktoralarını bu şekilde tamamlayan, aslında hiçbir muhakeme ve analiz yapma yetisine sahip olmayan bu kişilere muayene ve tedavi olan hastalar. Ne diyeyim? Sistemin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Kısacası benim midem kaldırmıyor ve kesinlikle kabul etmem. Kaldıranlar kabul etsinler artık. Günahları da kendi boyunlarına.
15
Cevapla
bethune
Bu durumun çok kolay bir çözümü var, şu tez saçmalığından ülkeyi kurtarmak. İnsanların uzmanlık eğitimi boyunca branşlarında en verimli olabilecekleri ve çömezlerine de en fazla şey öğretebilecekleri bir dönemde bütün enerji tezlere gidiyor. Bu tezler ne işe yarıyor, hiç bir işe yaramıyor. çoğu yayına bile dönüşmüyor. zaten asistan mecbur olduğu için yapıyor, hoca mecbur olduğu için danışmanlık yapıyormuş gibi yapıyor. sonuçta 1 yıla yakın bir süre boşa harcanıyor. Bilimsel bir aktivite olarak düşünüyorsanız, yayın şartı koyabilirsiniz. Dersiniz ki, 4-5 yıllık asistanlık süresince, bir asistan en az 2 araştırma çalışmasında yer almalı. Kriterler genişletilebilir, asistan eğitim programına, bir makale nasıl yazılır, literatür nasıl taranır, bir makale bilimsel bir dergiye nasıl yollanır..vs gibi dersler verebilirsiniz. Fakat her asistana zorla tez yapın derseniz, yukardaki durumlar oluşacaktır. masa başı tezlerin önünü alamazsınız.
21
Cevapla
fly
arkadaşların bu haberi midem kaldırmıyo şeklinde karşılamasını garipsedim doğrusu :) Türkiyede genel olarak eğitim sisteminin ve sağlık sisteminin getirildiği noktadır bu..küresel kapitalizmi de yabana atmamak lazım..ne alakası mı var..eğitim sistemimiz avrupanın çok gerisinde..kuralcı, ezberci , analitik olmayan bir sistem..ödevleri öğrenciden çok velilere yaptıran ve öğrenciyi sürekli gelecek kaygısına sokup yüksek not almayı primer hedef kılan aciz bir sistem..hayal edemeyen kalıplaşmış işleri yapan, eğitim sisteminin absürdlüğünden hekim olmasına rağmen ingilizceyi öğrenemeyen bir kuşak..3.dünya ülkesi olmamızdanmıdır asistanlıkta 36 saatlik nöbetler, her hastaya bakılacak populist mantığıyla tüm hekimlerin bezdirilmesi, yorgunluk yıpranma ve emeğinin karşılığını alamama..hocalar küstürülmüş kaçırılmış..doğru dürüst cerrahi eğitim veren kalmamış..bu yoğunluk arasında ailesine ve kendisine bile zaman ayıramazken, tez yazacak, kıt ingilizceyle abstract yazacak falan..diğer taraftan bakıyosun acımasız bir kapitalist sistem..gariban ülkenin dört bir tarafına son model tetkik cihazlarını satıyor..işini garantiye almak için de benim cihazlarımla ya da ilaçlarımla tez yaz yayın yap bu sayede doç prof olacaksın diye sistem kuruyor..amerikanın 1940 yılında yaptığı çalışma ve bulduğu sonuçları kendi hastaları üzerinde yaparak hah bizde aynı sonuçları bulduk diye dosya dolduruyo, doktor grupları bir araya gelip içi boş çalışmaları yapıp birbirlerinin ismini yazarak şişirdikçe şişiriyo dosyalarını..şişirecekki doçent prof olsun..çünkü küresel kapitalizm bunu istiyo..şimdi bu ortamda bilim olur mu, yeni bir şey keşfedilir mi..anca oluk oluk para bu ilaçlara cihazlara akar, milli servet erir gider..yeni bir şeyler bulabiliyor musun ona bak ona prim ver..sağlık sisteminin durumu malesef böyle içler acısı..bakılan hasta sayısı, yapılan yayın sayısı (non-effektifler için söylüyorum) gibi ilkel populizm devam ettiği sürece de böyle devam edecek!
16
Cevapla
Murat çelikten
Ülkrmizde filim adamlığına çok saygı duyulur çok popülerdir. Bu film adamları ekranlardan hiç eksik olmazlar Sürekli kamuoyu önünde olmaya uğraşırlar. Ne kadar ismi duyulursa muayene ücreti o kadar katlanır. Hatta kontrol muayenesinden bile 500-750 tl alınabilir. Ülkemiz film adamlarına çok uygun bir zemin içermektedir. Tv seyredip duyduğunu ertesi gün doktorundan talep eden kitleler... Adeta hipnoz etkisi, Bir nevi emperyalizm. Parayla tez Parayla hindistan pakistan dergilerinde yayınlar Sonra lobicilik faaliyetleri ile (hâla cemaatler faal) doçentlik, Kamudan atılmadıysa (tek bir cemaat değil çoğu) 5 senede profluk sonra zart diye istifa òzelde profluk ismiyle gelsin paracıklar... Kamuda 15,5 tl ye muayene yapacak o paranın 3-5 tl si cebine girecek (en iyi şartlarda) Özelde 300-900 tl muayene 250-750 tl kontrol 3-30 bin tl ameliyat ücreti Güzelim ülkem filim ülkesidir Senaryonu iyi yazarsan bolluk, zenginlik, mutluluk senin... Senaryon kötüyse bilim adamı olursun kamuda... Vah güzel ülkem
50
Cevapla
Yorum Yaz
0/300